Fernand Braudel Center

Http://fbc.binghamton.edu/commentr.htm

 

Yorum No. 19 - Temmuz 1, 1999

"Clinton-Milosevic Satranc Maci"

Immanuel Wallerstein

Butun dunya, 1999’un basindan beri Clinton ile Milosevic arasindaki satranc macini izliyor. Haziran’in basinda, bircok yorumcunun Clinton’un kazandigina inandigi goruluyordu ve Clinton da zaferini guzelce ilan etti. ABD’nin NATO muttefikleri de zafer ilan ettiler. ABD’nin askeri guc gosterisinden oldukca etkilenen dunyanin geri kalan kesimi de aynisini yapti. Milosevic kazandigini soyledi, ancak Sirplarin buyuk bir kismi da dahil olmak uzere cogu kisi bunun tek kelimeyle aptalca oldugunu dusunuyordu.

Degerlendirmelerin daha sagduyulu yapilmasi gerektigine inaniyorum. Ilk olarak, oyun tam olarak sona ermeden bitmis sayilmaz ve biz hala oyunun ortasindayiz. Ikincisi, satranc hamlelerinin degerlendirmeleri her zaman alternatifler gozonunde bulundurularak yapilmalidir. Oyleyse Rambouillet gorusmeleri esnasindaki alternatiflere bir bakalim. Rambouillet gorusmeleri, NATO gucleri tarafindan Kosova krizinde bir "anlasma" kabul ettirmek icin toplanmisti. Bu gunlerde, ABD’nin cozum onergelerinde bile Rambouillet’deki anlasmalara sayisiz gonderme yapilmaktadir, ama aslinda boyle anlasmalar yoktur. Rambouillet gorusmelerinde temel olarak uc taraf vardi: Yugoslavya hukumeti, hem KLA hem de Rugova’dan olusan bir Arnavutluk delegasyonu ve gorusmede gorece secici grup gibi davranan NATO devletleri.

Gorusmelerde NATO gucleri birtakim sartlardan olusan bir taslak sundu ve Yugoslavlar’la Kosovalilar’dan bu sartlari kabul etmelerini istedi. Ancak gozden kacan nokta suydu ki; bir degil ardarda iki taslak vardi. Birinci taslak Yugoslavlar tarafindan kabul edildi ama Arnavutlar tarafindan reddedildi. Simdi "Rambouillet anlasmalari" olarak anilan ikinci taslak ise Arnavutlar tarafindan kabul edilip Yugoslavlar tarafindan reddedildi. Taslaklardan hicbiri iki taraftan birden kabul gormedi. Bu, NATO’nun Belgrad’a ultimatom verip sonra da saldirdigi, basarisizliga ugrayan ikinci gorusmeden sonraydi.

Bu sartlarin ne olduguna detaylica bir bakalim. Birinci taslak, Kosova’dan Yugoslav birliklerinin cekilip NATO birliklerinin girmesini sart kosuyordu. Milosevic bu sartlari kabul etti ya da en azindan sineye cekti. Arnavut delegasyonu itiraz etti. Mrs. Albright’a taslagin bagimsizlik icin bir referandumu icermesi gerektigini anlattilar. Albright bunu, uc yil icinde bir referandumu sart kosan bir madde olarak ekledi. Daha sonra NATO gucleri, NATO birliklerine Kosova’nin yanisira Yugoslavya’nin diger bolgelerine de girme hakki veren, (Yugoslavlar icin degil, sadece bizler icin sir olan) gizli bir ek madde koydu. Milosevic bunu sineye cekmeye hazir degildi.

Boylece savas basladi. Savasta neler ne oldu? Yugoslavya agir bir bombardimana maruz kaldi. Simdi bu olaydan sonra ogreniyoruz ki; bombardiman Yugoslavya’nin askeri kapasitesine NATO’nun umdugundan cok daha az hasar verdi. Bombardiman Yugoslavya’nin ekonomik altyapisina agir hasar verdi ve su anki beklentiler gelecek yil gayri safi yurt ici hasilanin %40 azalacagini soyluyor. Sirplar savas suresince Kosova’da etnik temizlik uyguladilar ve su anki tahminler yaklasik 10,000 kisinin olduruldugunu ve daha fazla sayida insanin da evsiz kaldigi yolunda. Bunu yapmak icin beklenmedik planlarin olduguna suphe yok, ancak gercek sudur ki; savas baslamadan once oldurme ve ev imhasi miktari gorece daha azdi. Bu programin uygulanmasina izin veren, hatta uygulanmasi icin cesaret veren sey savasti.

Savasa gelince. Clinton kara birliklerini kullanmayi acikca istemiyordu. Bunun kendi evinde politik bir yenilgi olacagini biliyordu. Bununla birlikte, Yugoslav direnisi ve bitmek tukenmek bilmeyen Kosovali multeci akini, Clinton’u kara birlikleri kullanmak ve bunun sonucu olan politik yenilginin sikintisini cekmek zorunda kalacak bicimde koseye sikistiriyordu. Boylece, Clinton umitsizce Ruslari arabulucu olarak kaydetti. Ruslar anlasmadan memnundu.

NATO, Yugoslavlari kayitsiz sartsiz teslim aldigini iddia ediyor. Bunu yaptilar mi? NATO’nun aldiklariyla Yugoslavlarin Rambouillet’te NATO’ya vermeye hazir olduklarini kiyaslayalim. Sirp birliklerinin cekilmesi ve NATO birliklerinin Kosova’ya girmesini sagladilar. Anlasmanin ikinci versiyonunun onerdigi seyi; Kosova’nin bagimsizligi icin referandum ve NATO birliklerinin Yugoslavya’nin geri kalan bolgelerine de serbestce girme hakkini alamadilar. Bunun da otesinde, Rambouillet’te ozellikle engellemeye calistiklari iki sarti kabul ettiler: Nihayi anlasmanin bir BM onergesi olmasi gerektigini, boylece BM’nin gelecekte soz soyleme hakkina sahip olmasini ve Rus birliklerinin Kosova’ya girmesini kabul ettiler.

Toparlayacak olursak, Clinton Rambouillet’in ilk sartlarina bagli kalsaydi, ABD kendi acisindan, Kosova’da savastan sonra aldigindan daha iyi bir sonuc alabilirdi. Buna ilaveten, bir de etnik temizlik var. Etnik temizlik yapanlar kesinlikle Sirplardi. Ancak gercek su ki; eger Clinton ilk Rambouillet sartlarina sadik kalsaydi, bu Sirplar art niyetli olmalarina ragmen etnik temizlik yapamayacaklardi. Clinton ahlaki sorumluluk dunyasinda sucun gunahini paylasmak zorunda. Pratik politikalar dunyasinda ise, bu harika bir basari degildir.

Ruslarin Kosova’ya girmesi ongorulemez degildi. Ruslar ABD’nin kesinlikle onlemek istedigi, Balkanlar’da bir guc olarak kacinilmaz rollerini yeniden dayattilar ve en azindan onumuzdeki elli yil buna devam edecekler. Aklima gelmisken, Ruslarin Pristine havaalanini isgalini Mrs. Albright’in mumkun kildigi gercegi de etkileyici bir ayrintidir. General Sir Michael Jackson 11 Haziran’da, Ingiliz ve Fransiz birliklerini Kosova’ya gondermek istedi. Mrs. Albright, birliklerin girisini bir gun ertelemek ve boylece henuz "hazir" olmayan ABD denizcilerinin (ki ben denizcilerin her zaman hazir oldugunu sanirdim) onlarla ayni zamanda girmelerini saglamak icin, General Sir Michael Jackson’i ikna etmek uzere Makedonya’ya gitti. Bu bir gunluk gecikme Ruslarin Pristine havaalanini isgal etmelerini ve boylece bir fiili Rus bolgesi (biz boyle demesek bile) elde etmelerini mumkun kildi. Bu zekice taktik sayesinde Mrs. Albright’in diplomasi tarihinde ozel bir yeri olacak.

O halde, su an satranc macinin neresindeyiz? Milosevic evinde hayatta kalmayi basardi gibi gorunuyor. Yugoslav politikalari Irak politikalarindan cok daha aciktir ve Milosevic’e karsi hem Sirbistan’da hem de Montenegro’da ciddi bir muhalefet var. Ancak ben, onun gorev suresinin bitimi olan 2002’ye kadar iktidarda kalacagina inaniyorum. Clinton en kotusunu; kara birliklerinin gonderilmesini engelledi. Kendi evinde ileride ya da geride degil. Ama, eger Kosova’da durum kotuye giderse, ozellikle de eger Kosova Ozgurluk Ordusu bir veya iki ay icerisinde gercekten silah birakmaya karar vermezse ve sadece Sirplara degil de NATO birliklerine de ates acmaya baslarsa, Clinton (ve Gore) evlerinde politik olarak agir bir bedel odeyebilirler. Satranc diliyle konusmak gerekirse, son oyun hile dolu olacaktir.

Oyleyse, Clinton neden (kendi onerdigi) iyi bir Rambouillet anlasmasini, uygulatamayacagi bir diger anlasma ugruna harcadi. Eski onceki bir yazimda (No. 13, April 1, 1999) degindigim seye donmus oluyorum; Clinton’un gercek amacinin etnik temizlikle veya Balkanlar’daki ABD birliklerinin stratejik onemiyle veya gorunurdeki diger nedenlerden herhangi biriyle ilgisi yok. Gercek amaci, Avrupalilari yenilenen NATO’nun icine hapsetmek ve NATO disinda bir Avrupa ordusunun aciliyetini onlemektir. Clinton, en azindan bu amacinda basarili oldu mu? Su an icin, bu cephede 1998’de oldugundan biraz daha guclu gorunuyor. Ancak su an Avrupa’nin her yanindan, hatta Avrupa sagindan bile, askeri hazirliklarini yeniden degerlendirmelerinin onemi konusunda homurtular yukseliyor. Bu acidan bakildiginda ABD’nin, anlik bir soluklanma suresinden daha fazlasini kazandigindan kesinlikle emin olamayiz.

Immanuel Wallerstein

 

 

(© Immanuel Wallerstein. Bütün hakları saklıdır. Bu yazı, değiştirilmemek, yayın haklarına ilişkin çıkma korunmak koşuluyla bilgisayarlara yüklenebilir, elektronik ortamda iletilebilir ya da başkalarına postalanabilir, bilişim ağı üzerindeki ticari olmayan kamusal alanlarda yayımlanabilir. Bu metni çevirmek, bilişim ağı üzerindeki ticari alanlar ile alıntıları da kapsamak üzere basılı olarak ya da başka biçimlerde yayımlamak için yazarına başvurunuz: iwaller@binghamton.edu; faks: 1-607-777-4315.

Ayda iki kez yayımlanan bu yorumlar, çağdaş dünyanın görünümüne, günübirlik başlıklara göre değil de uzun dönem açısından bakan düşünceler olma amacını taşımaktadır.)

Fernand Braudel Center Homepage