Fernand Braudel Center

Http://fbc.binghamton.edu/commentr.htm

 

Yorum No. 22, Agustos 15, 1999

"Silahlar ve Silah Sahibi Olma Hakki"

Immanuel Wallerstein

Her ulkenin bir askeri gucu vardir ve bu guc dogasi geregi silahlara dayanir. Her ulkenin polis kuvvetleri vardir ve onlar da (her ne kadar yaklasik yirmi yil oncesine kadar Londra polis teskilati, silah tasimamakla ovunuyor olsa da) her zaman silah tasirlar. Tum bu ulkelerdeki asil sorun, herhangi bir baska kisinin yasal yollardan silah sahibi olma hakkinin olup olmadigidir. Bu cogu ulkede, hararetli tartismalara yol acan ve hemen her zaman politik ihtilaflarin merkezinde yer alan bir sorun.

Sorun, baslica iki sekilde karsimiza cikiyor. Birinci durumda; suc oraninin yuksek oldugu, polis korumasinin bazi insanlarca yetersiz bulundugu ve bu insanlarin, kendilerini korumak icin silah tasimak istedikleri iddia edilir. Diger bir durumda ise haklarinin iktidardaki hukumet ve destekcileri tarafindan cignendigini dusunen bir grup vardir ve bu kisiler devlete karsi koymak icin silahlanmalari gerektigini hissederler. ABD birinci durum icin uygun bir ornek olabilir (tabii Guney Afrika’da irkci yonetim sonrasi donemden de bahsedilebilirdi). Kuzey Irlanda ise ikinci durum icin iyi bir ornek (tabii Cecenistan ya da Angola da incelenebilirdi). Kolombiya ise iki durumun bir arada yasanisina iyi bir ornek. Silah sahibi olma hakki ile ilgili tartismalar Kuzey Irlanda ve ABD’de nasil yuruyor bir gorelim.

ABD, vatandaslarinin silah tasima hakki konusunda uzun sureli ic tartismalara sahne oldu. Bir tarafta, ABD’deki her bireyin silah sahibi olma hakki, hatta yukumlulugu oldugunu dusunenler var. Bu hakki savunanlar her turlu hukumet mudahalesine, hatta silahlarin kaydedilmesine ya da satin alinabilecek silah turleri uzerindeki kisitlamalara da karsi cikiyorlar. Bunun icin, genellikle uc farkli sebep one suruyorlar. Ilk olarak ABD anayasasinin, milis olusturmakla ilgili (yorumu yogun tartismalara yol acan bir madde olan) Anayasadaki Ikinci Degisiklik’te buna acikca izin verdigi soyleniyor. Ikinci neden su ki; cok sayida vatandas yasal avlanma eglencelerine katilmak icin silah sahibi olmak istiyorlar ve bu kesinlikle cok mantikli. Ucuncu olarak ise; vatandaslar kendilerini suclulara karsi korumak icin silahlara ihtiyac duyuyorlar ve bu husustaki tartismalar suc oranlarinda artis gorulen son otuz yilda daha da hararetli hale geldi.

Bu tartismada karsi tarafta yer alan ve siradan insanlarin silah tasima hakkinin kisitlanmasini (hatta tamamen yasaklanmasini) savunanlar; silahlarin yaygin kullaniminin silah sayisinda artisa yol acacagini, bunun da kaza sonucu olumleri artiracagini, hatta daha kotusu silahlari ulkedeki diger insanlari oldurmek icin kullanacak hasta ve deli insanlarin da bu silahlara ulasmasini kolaylastiracagini soyluyorlar. Tehlikeli silahlar kullanan ogrenciler ya da yetiskinler tarafindan, ogrencilere yapilan saldirilarin sayisindaki patlama tehlike olarak hatirlatiliyor. Silah elde etmenin neredeyse hic kisitlanmadigi ABD ile asiri derecede kisitli oldugu cogu Avrupa ulkesinde boyle saldirilara dair yapilmis istatistikler karsilastirildiginda, toplumun silah elde etmekteki kolayligi ile boyle trajik, sacma olumler arasindaki belirgin iliski gorulebilir. ABD’deki oranlar Avrupa’nin cok uzerinde.

Serbest silah satisini savunanlarin cevabi iki boyutlu. Birincisi pragmatik. Silah satisi uzerindeki devlet kisitlamalari ciddi suclulari pek etkilemezken kendilerini suclulara karsi koruyacak diger insanlari onemli olcude etkiliyor. Diger arguman ise politik. Devlet her zaman guvenilir degildir ve vatandaslarin gerektiginde baskici devletlere karsi kullanmak uzere silah sahibi olma hakki olmalidir.

Simdi de kuzey Irlanda’daki duruma goz atalim. Orada uzun zamandir bir ic savas devam ediyor. Siyasi durum oldukca basit. Katolik nufus, Protestan cogunluk tarafindan ezildigini dusunuyor. Bu durumun kesinlikle tek sebebi de, boyle bir cogunlugu garanti altina almak icin Kuzey Irlanda’nin 1922’de Irlanda’nin geri kalanindan ayrilmasi. Uzun suren kesintisiz bir siddet doneminden sonra yaklasik bir yil once anlasmaya varildi. Buna gore ic savasin sona erdirecegi umulan yeni bir siyasi uzlasmaya varilacakti. Anlasma bugun tehlikede, cunku gecis doneminin kritik bir noktasinda Protestan nufusun temsilcileri, Katoliklerin haklari icin silahli mucadele veren IRA’nin, gecici bir hukumet kurmasina izin verilebilecek olan ve bunu politik bir silah olarak algilayan Sinn Fein’den once resmen silahlari birakmasi gerektigi konusunda israr ediyor. Diger tarafta IRA ancak siyasi uzlasma tamamlandiktan sonra silahlari birakacagini soyluyor. Su anda bir kordugum icindeyiz.

Politik olarak baktigimizda iki ulkedeki, pek cok ulkede farkli turevleri olabilecek, tartismalar birbirinin tam tersi pozisyonlar gibi gorunuyor. ABD’de politik sol serbest silah tasima hakkina karsi cikiyor, muhafazakarlar serbest ya da simdikinden daha serbest silah tasimayi destekliyorlar, ve radikal sag bu konudaki en gayretli taraf. Kuzey Irlanda’da ise siyasi program tam tersini gosteriyor. Sol, IRA’nin silah birakmaktaki gonulsuzlugunu henuz erken oldugunu dusunerek hakli buluyorken, muhafazakarlar politik olarak daha fazla ilerlenebilmesi icin bunun on kosul oldugunu dusunuyorlar.

Gercekte olan sey gayet basit. Iktidardaki hukumete, esas olarak siyasi sebeplerle, guvenenler askerler ve polis disindaki kisilerin silah tasimasi icin bir sebep goremiyor. Iktidardaki hukumete guvenmeyenler ve su an icin veya potansiyel olarak baskici oldugunu dusunenlerse silahlarin yaygin kullanimindan yanalar.

Genel olarak modern dunya sisteminde, liberal merkez goreli olarak siyasal ortamla uyum icindedir ve bu yuzden devletlerin uyguladigi "kanun ve nizam"in kurallarina kelimesi kelimesine uyarlar ve devlet disinda herhengi birinin silah sahibi olmasini onlemek isterler. Sol ve sag ise, daha saldirgan olan formulasyonlari icinde daha supheci olmaya meyillidirler ve kendi politik seceneklerini korumak isterler. Kanun ve nizam onemli derecede sarsildigi zamanlarda, siradan vatandaslar koruma rollerini hemen kendi ellerine alirlar ve kendilerini silahlandirirlar. Bu, son birkac yil icinde Guney Afrika’daki ust sinifta ya da Kolombiya’da siradan insanlar arasinda oldugu gibi cok hizli gerceklesebilir. Boyle ulkelerin listesi kolaylikla uzatilabilir.

Silah tasima hakki, sadece devletlerin kendi ic politik catismalariyla iliskili degildir ve tum dunya-sistemdeki politik kavgalardan ayri dusunulemez. Son 20-30 yilda oldugu gibi devletlerin arabulucu, uzlastirici yapilarina guven azaldikca, silahla elde edilecek kazanimlar hizla artar. Gercekten silahsizlanmis bir nufus, ancak gelecege dair gercek iyimserlik ve devlet yapisina yeterli derecede itimat oldugu donemlerde olabilir. Oyle bir donemde yasamiyoruz ve dolayisiyla gitikce daha cok insanin silah tasimaya basladigi bir donemde yasiyoruz.

Ancak, daha cok insanin silahlanmasi demek, silahlarin daha keyfi ve mantikdisi kullanilmasi demek olacak. Biri oldu mu digeri olmadan olmaz. Cozum, ancak son birkac on yildir yasadigimiz ve bir sure daha devam edecek olan genel kaos icinden yeni bir duzen dogdugunda gelecektir. Silah tasima hakki meselesi, icinde yasadigimiz tarihi sosyal sistemin daha buyuk sorunlarindan soyutlanarak basariyla ve faydali olarak cozulemez.

Modern dunya sisteminin uzun kosusuna baktigimizda, 400 yil boyunca egilim, devletin gittikce daha etkin koruma saglamayi va’detmesi ve vatandaslar arasinda mesruiyetinin artmasiyla polis ve asker disindaki insanlarin elindeki silahlarin azaltilmasindan yanaydi. Bu egri son otuz yilda tersine donmeye basladi, ama egrideki dusus hizi (yani silah tasiyan vatandaslarin oranindaki artis) oldukca yuksekti. Bu modern dunya sisteminde devletin mesruiyetinin dususunun bir olcutudur ve bu basli basina krizin bir isaretidir.

Bu arada ogrenciler olduruluyor.

 

(© Immanuel Wallerstein. Bütün hakları saklıdır. Bu yazı, değiştirilmemek, yayın haklarına ilişkin çıkma korunmak koşuluyla bilgisayarlara yüklenebilir, elektronik ortamda iletilebilir ya da başkalarına postalanabilir, bilişim ağı üzerindeki ticari olmayan kamusal alanlarda yayımlanabilir. Bu metni çevirmek, bilişim ağı üzerindeki ticari alanlar ile alıntıları da kapsamak üzere basılı olarak ya da başka biçimlerde yayımlamak için yazarına başvurunuz: iwaller@binghamton.edu; faks: 1-607-777-4315.

Ayda iki kez yayımlanan bu yorumlar, çağdaş dünyanın görünümüne, günübirlik başlıklara göre değil de uzun dönem açısından bakan düşünceler olma amacını taşımaktadır.)

Fernand Braudel Center Homepage