Fernand Braudel Center, Binghamton University
Http://fbc.binghamton.edu/commentr.htm
34, 15 Şubat 2000
IMF BAŞKANI: GİZLİ BİR RADİKAL Mİ?
Bazen, önemli insanlar
kamusal yaşamdan çekilmeye karar verdiklerinde, giderayak tarihi hakikate
saygılarını sunmak ister, böylece normalde yaptıklarından daha doğru ve erdemli
analizler yapan biri olarak hatırlanacaklarını umarlar. ABD’nin son asker
kökenli başkanı olan Dwight Eisenhower’ın 1961’deki veda konuşması böyle bir şeydi.
Konuşmasında, ABD hükümetinin kararlarını kontrolü altına almaya başlayan
“askeri-endüstriyel kompleks”in yol açabileceği tehlikelere dair uyarılarda
bulunmuştu. O gün bu gün, bu tema ABD solunun işlediği temalardan biri oldu,
fakat sonraki Cumhuriyetçi politikacılar tarafından pek öyle sık tekrarlanan
bir tema olamadı.
Uluslararası Para Fonu IMF Başkanı
Michel Camdessus’un “veda konuşması”ndan da galiba benzer bir hikaye çıkacak.
Camdessus, (en uzun süre çalışan başkan olarak) 13 yıldır sürdürdüğü görevinden
ayrılmadan bir gün önce, 13 Şubat 2000’de, Bangkok’taki Onuncu Birleşmiş
Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nda konuştu. Çok
radikal sözler sarf etti.
Konuşmasına,
günümüz dünya ekonomisinin paradoksu dediği şeye işaret ederek başladı: “Bazı
alanlarda muhteşem bir gelecek vaadi, öte tarafta, dünyada ise, finansal
istikrarsızlık ve ‘dışlama’, en yoksulların feci durumu, sayısız insanın
kaygıları, sıkıntıları.” “Kaygılanmaları için bir çok ciddi nedenleri olduğunu”
kabul etmemiz gerektiğini söyledi. Herkesi “yoksulluğun, küreselleşen dünyanın
istikrarına karşı ‘nihai tehdit’, en büyük tehlike olduğunu” kabule çağırdı.
IMF ve
ideolojik benzerlerinden duyduğumuz, ekonomide kalkınmanın önceliği hakkındaki
nutuklardan sonra, bakın şimdi Camdessus bize ne diyor: “Pazarın büyük
aksaklıklara yol açabileceği, kalkınmanın tek başına yeterli olmadığı ve hatta
doğal çevreye, toplum yararına ya da kültürel değerlere zarar verebileceği
farkedildi. Uğruna çaba harcamayı hak eden amaç, sadece yüksek-kaliteli
kalkınmadır”.
Camdessus,
“yüksek-kaliteyi” italikle yazmış. Ve bu terimi, IMF eleştirilerinden bildiğimiz
bir dille tanımlamaya kadar gider: “dengesizlik yaratmayan… sürdürülebilir
kalkınma; merkezinde insan bireyleri olan büyüme…; daha çok eşitlik için,
yoksulluğun azaltılması ve yoksulların güçlendirilmesi için sürekli
çabaya…dayanan büyüme; çevrenin korunmasını dikkate alan ve ulusal kültür
değerlerine saygılı büyüme…”
Ve
Camdessus buradan gerçekte popülist bir söyleme geçer: “Reform ve istikrar için
halk desteği mümkün olması sadece ve sadece şu koşula bağlıdır: halkın, en
yoksullar da dahil -en yoksullar derken, sadece halkanın dışında kalanları
değil, deneyimleriyle katkıda bulunamayanları da kastediyorum- politikaların
belirlenmesi sürecine ve elbette bu politikaların izlenmesi sonucu ortaya çıkan
kazançların paylaşımına katılması.” Camdessus, oldukça yaygın kaygıları da,
küreselleşmenin “günümüzün o büyük meselesini halledebileceğini veya bu
meseleyle yeterince ilgilendiğini henüz kanıtlayamamış olmasına” bağlıyor. Ve
ekliyor: Bu yoksulluk sorunuyla ilgilidir.
Kısa zaman önce gerçekleştirilen son Davos
Konferansı’nda, nasıl yükselen bir dalga tüm gemileri yükseltiyorsa
küreselleşmenin de herkes yarar sağlayacağına ikna edilmiştik. Fakat gizli
radikalimiz, IMF eski başkanı hayır diyor, “uluslar arenasında gitgide büyüyen
zengin ve yoksul mesafesi ve, en zengin ve en yoksul milletler arasındaki
uçurum ahlaki açıdan yüz kızartıcı, ekonomik açıdan müsrif, toplumsal açıdansa
sosyal patlamalara gebedir.’ Büyüyen mesafe, derinleşen uçurum? Bunu
bazılarımız eskiden beri söylerdik de, IMF’in en azından retorikte onayı,
bugüne kısmetmiş. Belki de uçurum o kadar büyüdü ve aşikar oldu ki, artık en
kör olandan bile saklanamıyor.
Ayrıca diyor Camdessus, ‘yoksulluk, daha önce öyleydi
ama, artık karşı konulamaz bir durum değil…’
Öyleyse ne yapmalıyız? Camdessus, yoksul ülkeler
için beş maddelik bir program öneriyor. İkiden dörde kadar olan maddeler
standard talimatlar: sağlam makroekonomik politikalar, serbest piyasanın
yüceltilmesi, ve pazarın işlemesine destek olacak bir kanunlar seti. Ancak birinci
maddeye bir bakın: “ekonomi politikasının merkezine yoksulluğun azaltılmasını
alacak ülke-merkezli stratejileri…’ Ve beşinci madde: “hedefleri belirli ve
maliyet hesabı iyi yapılmış sosyal güvenlik ağları, kamu harcamalarının eğitim
ve sağlıkdaki gibi temel toplumsal hizmetlere kaydırılması ve yoksullara gelir
elde etme fırsatı sağlamaya yönelik çabalar.’
Ve yoksul ülkelerin “kalkınma partnerlerine” ne yapmalarını öneriyor?
Herşeyden önce, HIPC ülkelerinden (Ağır Borç Altındaki Yoksul Ülkeler) gelen
tüm ihraç mallarına, kotasız-sınırsız pazar erişimi’ hakkı tanımalarını. Ve
“yoksulluğu finansal destekle azaltmak için, bütün anlaşmaların desteklenmesi”.
“Yardım yorgunluğu”, diyor Camdessus, mazeret olarak “kabul edilemez”. Ve bir
sürpriz öneri daha: “hassas bölgelere yapılan askeri donanım satışlarının
sınırlandırılması; askeri amaçlı ihracat kredilerinin iptal edilmesi”.
Bizi Seattle’daki göstericilerin saflarına
henüz katılmadığına ikna etmek için olsa gerek, Camdessus konuşmasını gayet
standart bir listeyle, çok-yanlılığın geliştirilmesi gereken dört geniş bölgeyi
sıralayarak bitiriyor: ticaretin liberalizasyonu, ödemelerin liberalizasyonu,
sermaye hareketlerinin liberalizasyonu ve (ilk üçünü sağlama almak için)
uluslararası finans mimarisinin güçlendirilmesi. Ancak, burada bile, yeni
mimari örneği olarak, G7-G8 Zirvesi’nin yerine, “IMF veya Dünya Bankası
kurullarında yönetici bulunduran 30 kadar ülkenin katıldığı toplantıların
yapılmasını öneriyor”; çünkü diyor, bu, “dünya liderlerinin temsiliyet niteliği
arzeden bir şekilde gruplanışı olacağından, kuşku götürmez bir meşruiyete sahip
bir grup” olurdu. Demek ki, açıkça görüldüğü üzere, G7-G8’in “kuşku götürmez
bir meşruiyet” sahibi olmadığını düşünüyor.
Görmezlikten gelemeyeceğimiz bu konuşmayı nasıl anlamalıyız? Dünya
kapitalizminin liderlerinin aniden değişip eşitlikçi olduklarına inanmaya çalışmamız
gerekmiyor. Bunu daha çok, aralarından zeki olanların gerçekten endişelenmeye
başlamış olduğu şeklinde yorumlamalıyız. İyi de, neden dolayı endişeliler? Esas
olarak iki şeyden dolayı: birincisi finansal çöküş. Camdessus, bu konuşmayı
takiben yayınlanan bir röpörtajda şöyle diyor: “Üyemiz olan ülkeler için alarm
zillerini çalıyorum; yeni bir finansal krize doğru gidiyoruz”. Özellikle de
“düşük tasarruf oranı, hızla büyüyen cari açığı ve yüksek stok maliyetlerinin
kaygı verici işaretler olduğu” Birleşik Devletler ekonomisine dikkat çekiyor.
Ve “dünyanın başka yerlerinde de endişe verici hassasiyet alanları” var. Ve en
kötüsü diyor, tüm bunların üstüne, “kayıtsızlığın da eklenmesi”.
İkinci bir endişe nedeni de, küreselleşme
denen şeyin geniş halk kesimleri tarafından reddedilmesi. En temeldeki endişe
bu. Camdessus bu kaygısında yalnız değil. Birkaç yıl önce, şu Asya finansal
krizi adı verilenler yaşanırken, Henry Kissinger ve Jeffrey Sachs gibi dünyanın
kıdemli muhafazakar figürleri tarafından da IMF politikaları kuvvetle
eleştirilmişti. Çünkü Sachs, IMF’nin önerdiği ekonomik politikaların toplumsal
sonuçlarını göz ardı ettiğini ve bunun, (“daha şimdiden Endonezya’da olduğu
gibi” diyordu ikili), halk arasında çeşitli rahatsızlıklara yol açacağını
düşünüyordu. Belki de Camdessus onu dinliyordu.
Mesele şu ki, eğer iktidardakiler endişeleniyorsa, genellikle hakikaten
endişelenecek bir şeyler vardır, tabii kendi adlarına. Camdessus endişeleniyor.
15 Şubat 2000
(©
Immanuel Wallerstein. Bütün hakları saklıdır. Bu yazı, değiştirilmemek, yayın
haklarına ilişkin çıkma korunmak koşuluyla bilgisayarlara yüklenebilir,
elektronik ortamda iletilebilir ya da başkalarına postalanabilir, bilişim ağı
üzerindeki ticari olmayan kamusal alanlarda yayımlanabilir. Bu metni çevirmek,
bilişim ağı üzerindeki ticari alanlar ile alıntıları da kapsamak üzere basılı
olarak ya da başka biçimlerde yayımlamak için yazarına başvurunuz: immanuel.wallerstein@yale.edu;
faks: 1-607-777-4315.
Ayda
iki kez yayımlanan bu yorumlar, çağdaş dünyanın görünümüne, günübirlik
başlıklara göre değil de uzun dönem açısından bakan düşünceler olma amacını
taşımaktadır.)
Fernand
Braudel Center Homepage