Fernand Braudel Center

Http://fbc.binghamton.edu/commentr.htm

 

Yorum No. 41 – Temmuz 1, 2000

Israil’in Gelecegi

Immanuel Wallerstein

Yaklasik otuz yil once, soyle bir Israilli esprisi vardi: Ilk olarak hangi Arap devletinin Israil’le baris yapacagini bilmiyoruz fakat ikincinin kim olacagi belli – Lubnan. Bu cok kotu bir analiz haline geldi. Lubnan buyuk ihtimalle en sonuncusu olacak. Lubnan karmasik bir insan mozayigine sahip ve bu mozayik barisi surdurmek icin nesnel gecekligin yarattigi sinirlamalarin politik acidan cok daha karmasik bir duzenlemesini gerektiriyor, uzun suredir devam eden ve yaklasik yirmi yil once ciddi bicimde sarsilmasiyla genis olcekli bir ic savasa donusen savas haricinde. Bu ic savas, komsulari olan Suriye ve Israil’e Lubnan’in ic islerine dogrudan mudahale etme hakkini vermis ve barisi saglamak amaciyla bolgeye askerlerini gondermislerdi.

Suriye rolunu oldukca iyi oynadi, su an Lubnan hukumetinin en onemli karalari uzerinde etkili bir veto gucune sahip. Lubnan tam anlamiyla bir kukla devlet konumunda degil fakat iradeli ve bagimsiz bir devlet olmaktan da cok uzakta. Israil’in bakis acisindan, kendi mudahalesi daha az hos karsilandi ve daha az etkiliydi. Hemen hemen yirmi yil boyunca, Israil Lubnan’la olan kuzey sinirinda bir seridi isgal altinda tuttu ve tam anlamiyla kukla durumundaki Lubnanli silahli bir gurubu kendine yardim etmesi icin destekledi. Uzun vadede bu Israil’in Vietnam’ina donustu, Israil halkina anlamsiz gelen hedefler ugruna pek cok can verildi. Boylece, iyi bir fikri oldugunu sanan Ehud Barak, bir yil kadar once Israil’in Lubnan’da isgal ettigi bolgeden tek tarafli olarak cekilme niyetinde oldugunu acikladi. Israil bunun, Suriye’nin Israil’in isgalini politik bir pazarlik malzemesi olarak kullanmasina engel olacagini ve bu suretle Suriye ile bir anlasmanin onunu acabilecegini dusunmustu. Israil geri cekilmeye Suriye’nin tebriklerinin ve "baris koruyuculari" gondermeye dair Birlesmis Milletler kararinin eslik edecegini umuyordu.

Fakat Suriye ile gorusmeler kesintiye ugradi ve Israil kendi kazdigi kuyuya dustu. Kimseyle herhangi bir anlasma yapmadan once geri cekilmek zorunda kalmisti. Bu geri cekilme isi duzenli degildi ama cok cabuk oldu, Lubnanli muttefiklerini zor zamanda yanliz birakarak. Bu Hizbullah’a (Sii Muslumanlar ve Israil’in Lubnan’daki en acimasiz dusmanlari) Israil’e karsi bir zafer ilan ederek ve ardindan duzeni onarip diger Lubnanli topluluklara guvence vererek, bu yolla kendilerini Lubnan Milliyetciliginin temsilcileri olarak ilan ederek bolgeyi isgal etme firsati verdi. Cok gecmeden Suriyeliler neden bu hadisede daha aktif bir rol oynamadiklarina yanabilirler.

Ayni zamanda, Suriyeliler bu soylu davranislariyla elde etmeyi umduklarinin ne kadarini basarabildiklerine dair cok net degilller. Barak cok iyi degildi. Simdiye kadar, Lubnan’dan bir takdir yok, Suriye ile bir baris yok ve Filistinliler’le yasananlari sona erdirecek bir anlasma da yok. Herhangi biri gerceklesecek mi? Israil – Filistin savasi 50 yildir devam ediyor, iki taraf tukenene kadar bu sure 100 sene olabilir. Baris istiyorlar ama iki taraf da digerinin daha buyuk bir bedel odemesi gerektigini dusunuyor. Israilliler askeri acidan guclu olduklarindan ve bolgenin buyuk kisminin kontrolunu ellerinde bulundurduklarindan, pazarlikta ustun durumdalar ve bunun farkindalar. Imtiyazlar vermeye hazirlar, her zaman Arafat’in daha fazlasini verdigi imtiyazlar.

Bu ise yarayacak mi? Bu, "ise yaramak" derken ne kastettigimize bagli. Arafat eski bir adam ve neye mal olursa olsun, guduk de olsa, gucu sinirli da olsa bir Filistin devleti icin herseyi ( yada hemen hemen herseyi )yapmaya net olarak kararli. Buyuk ihtimalle , Abu Dis’in kenar mahallerinde sahte bir Kudus’u kabul edecek ve Filistinli siginmacilarin donusu sorusunun sonsuza dek surecek gibi gorunen ertelenisine izin verecek. Kesin olmamakla beraber ihtimal dahilindedir ki bir yil icinde bu tip bir anlasma sekillenebilir. Fakat, politik acidan sakin bir durum yaratabilmesi anlaminda ise yarayacak mi?

Bu supheli gorunuyor. Filistinlilerin hassasiyeti, ozellikle multecilerin, ulusal bagimsizligin her iki ana yolunu da denemis durumdalar – silahli mucadele ve diplomasi. Ve hic biri de onemli sonuclar dogurmadi. Yoruldular, kotu durumdalar, mutsuzlar ve su an icin biraz da bozguncu durumundalar. Fakat bozgunculugun karakteristigi cok uzun sureli olmamasidir. Ihtiyac duyulan sey, tekrar canlanan intifada’yi alevlendirecek ates icin, su andan itibaren yeni bir bes yil, yanliz bu sefer Birlesmis Milletler uyesi bagimsiz Filistin devletinin kapsayiciliginda. Bu elbette suraya geliyor: Icerigi Her ne olusa olsun Filistinlilerin talep ettigi her turlu imtiyaza karsi olan Israilliler. Ve hakli olabilirler. Fakat haklilar cunku gercek bir uzlasma henuz denenmedi.

Ayni zamanda, Israil’de yani kusaklar yetisiyor, baris – merkezli olmanin biraz dahauzaginda ama oncekilerden daha sekter. Ve kendi aralarinda ic savaslari baslattilar, gercek bir Kulturkampf. Bunun 2010’da nasil olacagini ongorebildigini soyleyen ya cilgin bir dahidir yada aptaldir. Fakat cok da iyi gibi gorunmuyor.

 

 

(© Immanuel Wallerstein. Bütün hakları saklıdır. Bu yazı, değiştirilmemek, yayın haklarına ilişkin çıkma korunmak koşuluyla bilgisayarlara yüklenebilir, elektronik ortamda iletilebilir ya da başkalarına postalanabilir, bilişim ağı üzerindeki ticari olmayan kamusal alanlarda yayımlanabilir. Bu metni çevirmek, bilişim ağı üzerindeki ticari alanlar ile alıntıları da kapsamak üzere basılı olarak ya da başka biçimlerde yayımlamak için yazarına başvurunuz: iwaller@binghamton.edu; faks: 1-607-777-4315.

Ayda iki kez yayımlanan bu yorumlar, çağdaş dünyanın görünümüne, günübirlik başlıklara göre değil de uzun dönem açısından bakan düşünceler olma amacını taşımaktadır.)

Fernand Braudel Center Homepage