Fernand Braudel Center, Binghamton University

Http://fbc.binghamton.edu/commentr.htm

 

 

44, 15 Temmuz 2000

MEKSİKA SEÇİMLERİ: NEYİN ZAFERİ?

 

 

Geçtiğimiz günlerde Meksika’da, Meksika’yı 71 yıldır yöneten parti, fiili bir tek-parti sisteminin sonunu getirerek, başkanlık seçimlerini kaybetti. Kim kazandı? Ve ne kazanıldı? Bu sadece Meksika için değil, fakat dünyanın büyük bölümü için önemli bir sorudur; çünkü yasal ya da fiili olsun, tek-partili sistemler son on yılda hemen hemen her yerde yıkılıyorlar. Bu demokrasinin dünya çapında bir başarısı mı? Yanıt bir ölçüde evet ve en azından aynı ölçüde de hayır olmalı.

Meksika’nın durumuyla başlayalım. Şimdiye kadar iktidarda olan partinin adı, Kurumsal Devrimci Parti’ydi (Partido Revolucionario Institucional -PRI) İsmin kendisi semboliktir. “Kurumsallaştırılmış” devrimi temsil ediyordu. İsmin atıfta bulunduğu devrim (ya da devrimler) Meksika’nın ulusal kurtuluşudur -sömürge yönetiminden, ABD’ye bağımlılıktan ve Katolik Kilisesinin ağır baskısından kurtuluşu. Fakat tabii, gerçek devrim ya da devrimler uzun zaman önce gerçekleşti; işte bu nedenle, bu “kurumsallaştırılmış” bir devrimdir. Bu anlamda, Meksika 20. yüzyıl devrimlerinde bir dünya lideriydi (Meksika devriminin tarihi 1910’dan başlatılabilir), fakat elbette iktidarı ele geçirmeyi başaran tek devrim değildi. Bütün bu hareketler, artı değerin merkez bölgelere aktığı ve çevrenin artan kutuplaşmanın mağduru olduğu bir dünya-sisteme karşı politik muhalefeti temsil ediyorlardı.

Meksika’da devrimci ilerleme, belki zirvesine Lázaro Cárdenas’ın başkanlığı döneminde (1934-1940) ulaştı. Cárdenas toprak reformu uyguladı, (ABD’nin sahip olduğu) petrol sanayisini millileştirdi ve faşist saldırılara karşı Cumhuriyetci İspanya’ya ödünsüz bir destek verdi. Aynı zamanda, devrimin kilise-karşıtı ruhuyla doluydu ve Katolik Kilisesinin Meksika toplumundaki rolünü ciddi şekilde kısıtladı.

Meksika siyaseti, 1940’tan itibaren altmış yıldır düzenli bir şekilde sağa kayıyor, fakat iki ayrı yolu izleyerek. Bir yandan, birbirini izleyen PRI başkanları (yasal olarak, her birinin görev süresi sadece altı yılla sınırlıydı; fakat pratikte, her biri varisini seçebiliyordu) özellikle ekonomik alanda, istikrarlı bir şekilde ABD’ye yaklaştılar. Bu durum, özellikle son 20 yıl için geçerliydi. Halihazırdaki PRI başkanı Ernesto Zedillo, kendisinin Blair, Schroeder ve Clinton’ın Üçüncü Yolunun -ki neo-liberalizmin sulandırılmış bir versiyonu olarak tanımlanabilir- takipçisi olduğunu düşünüyordu.

Meksika’da bir muhalefet partisi, yarım yüzyıldır yasaldı. Partinin adı Ulusal Eylem Partisi’dir (Partido de Acción Nacional- PAN). Kökleri, katoliklerin kilise-karşıtı politikaları nedeniyle Meksika hükümetine karşı mücadele ettiği, 1920’lerin Cristero isyanına dayanıyor. PAN uzun süre, muhafazakar Katolik değerleri ve politikaları destekleyen bir sağ kanat partisi olarak görüldü. On yıl kadar önce, bazı PAN üyeleri sağ-kanat ekonomik meseleleri, sağ-kanat toplumsal meselelere göre, elbette bunlardan vazgeçmeden, daha güçlü bir şekilde dile getirmeye başladılar. Seçimlerden galip çıkan PAN başkan adayı Vicente Fox bu yeni eğilimi dile getirdi. Seçimlerde PAN’ın kendi sınırlı geleneksel seçmen kitlesinin ötesine geçmesine ve bütün seçmenlerdeki yaygın PRI karşıtı duyguları sermayeye dönüştürmesine imkan veren, ekonomik meselelere yaptığı bu vurguydu.

PRI’ye karşı başkaldırı, bir ulusal kurtuluş hareketinin uzun süredir iktidarda olduğu tek-partili sistemlerde neler olup bittiğini izlemiş olan herkes için anlaşılabilir bir durumdur. PRI’nin iktidara geldiğinden bu yana geçen uzun sürede ideolojik olarak bitkin düşmüş ve politik olarak yozlaşmıştı. İktidarını sürdürmek için parti aygıtına, parasal konulardaki eli açıklığına ve eski seçmenlerin bağlılığına dayanmıştı. 1980’lerde, PRI’de devrimci alevin geriye kalan taşıyıcıları, Cuahtémoc Cárdenas liderliğinde partiden koptular ve Demokratik Devrimci Parti’yi (Partido Revolucionario Democrático -PRD) kurdular. PRD, uzun zaman önce bireysel olarak PRI’den ayrılan çok sayıda sol entelektüeli kendi etrafında toplayabildi.

Bugün Meksika’daki sorunlar ne? Yine, dünyanın çeşitli yerlerinde aşina olduğumuz sorunlar. Bir numaralı sorun, Meksika’nın dünya-ekonomisiyle nasıl başa çıkacağı. Bu konuda, PRI ve PAN neredeyse aynı dalga boyunda, merkez sağ bir dalga boyundalar. Buna, PRD merkez sol bir dalga boyuyla muhalefet ediyor. Bu tablo, çoğu gözlemciye göre PRI’nin seçimin gerçek galibi Cárdenas’dan çaldığı 1992’deki üç partili bir seçimde neden ABD’nin sessiz kaldığını; fakat 2000’de, başka bir üç partili seçimde PAN seçimi kazandığında, neden ABD’nin bunu demokrasinin bir zafer olarak kabul ettiğini ve bugünkü PRI başkanı Zedillo’ya, özgür seçimlere izin verdiği için övgüler yağdırdığını açıklıyor.

İki numaralı mesele, toplumsal sorunlar. Şu an için ön planda değiller, ama arka planda çok önemli bir yer tutuyorlar. PAN adayı Fox, bu sorunu önemsizmiş gibi gösterdi, böylece merkezdeki oyları toplayabildi. Fakat Fox kararlı bir sosyal muhafazakardır, örneğin kürtajı sınırlandırmak ya da yasadışı ilan etmek konusunda oldukça kararlıdır ve kilise-karşıtlığı hala PRI’nin temel niteliği olmayı sürdürüyor. Burada gördüğümüz, merkezin sağında, ekonomik ve sosyal muhafazakarlar arasında dünya çapında yaşanan gerilimdir.

Üç numaralı mesele, Meksika’da baskı altında tutulan, geniş yerli azınlığın (gerçekte çoğunluğun) haklarıdır. Yerlilerin mücadelesinin şu anda büyük sembolü, Chiapas’taki neo-Zapatista hareketidir. PRI, yerli topluluklara makul ölçüde bir özerklik tanımak için tasarlanan San Andrés anlaşmasında verdiği sözleri yerine getirmedi. PRD, hükümetin bu anlaşmaları kabul etmesi için mücadele veriyor. PAN oldukça ikircikli bir politika izledi. Fox, anlaşmayı uygulayacağını taahhüt ediyor. Sadece bunu yapıp yapmayacağını değil, fakat nasıl yapacağını da görmemiz gerekiyor.

Seçim sonuçları bize, ne PRI’nin ne de PAN’ın çoğunluğu sağlayamadığı ve kararları değiştirebilecek oyların PRD’nin elinde olduğu iki meclisli bir tablo sunuyor. PAN’ın ne yapacağı açık değil. PRD onları desteklemeye hazırmış gibi görünmüyor. Daha çok, kendisini güçlü bir muhalefet olarak ortaya koymak istiyor. PRI bir kargaşa içinde. Kendini PAN’a yakın hisseden bileşenleri var, ayrıca yakın hissetmeleri de gerekiyor. Bu grup muhtemelen Zedillo’yu da kapsıyor. Kendini PRD’ye yakın hisseden az sayıda bir sol grup da olabilir. Parti bürokratlarının çoğunluğu yalnızca iktidar tutkusuna bağlılar. PRI’nin sağlam bir ideolojik konumu yok ve pekala üç parçaya bölünebilir. Eğer yeteri kadar geniş bir kitle PAN’a geçerse, PAN kendisini altı yıl için oldukça güçlü bir neo-liberal hükümet olarak sağlama alabilir.

Ya sonra? Evet, bundan sonra PAN’ın politikaları ya oylarını PRI’den PAN’a kaydıran sıradan Meksikalıların çıkarlarına hizmet edecek ya da etmeyecek. Yakın zaman öncesine kadar komünist olan ülkelerde, fakat aynı zamanda Asya ve Afrika’daki ülkelerde, devrimci rejimler-sonrası döneme bakarak şunu öğrendik: Bitkin düşmüş eski bir ulusal kurtuluş hareketi hükümetinin yol açtığı çok sayıda olumsuzluktan sonra, neo-liberalizm genellikle kulağa hoş geliyor. Ama bir çevre ülkede, beş yıl kadar sonra neo-liberalizm çoğu zaman cazibesini yitirmeye yüz tutar ve çok sayıda seçmen daha sosyal-yönelimli bir hükümetin özlemini çekmeye başlar. Meksika seçimlerinin yapıldığı ayda, çok uzak bir yerde, Moğolistan’da da seçim vardı. Moğolistan yaklaşık 70 yıldır Komünist Parti tarafından yönetiliyordu ve rejim, 1989-sonrası atmosfer içinde bir grup genç, enerjik neoliberal tarafından devrildi. 2000’de, şimdi “reform” geçirmiş olan Komünist Parti, üçü hariç meclisteki bütün sandalyeleri kazanarak, seçimlerde oyları silip süpürdü.

Meksika seçimleri demokrasinin bir zaferi miydi? Moğolistan seçimleri demokrasinin bir zaferi miydi?

15 Temmuz 2000

 

(© Immanuel Wallerstein. Bütün hakları saklıdır. Bu yazı, değiştirilmemek, yayın haklarına ilişkin çıkma korunmak koşuluyla bilgisayarlara yüklenebilir, elektronik ortamda iletilebilir ya da başkalarına postalanabilir, bilişim ağı üzerindeki ticari olmayan kamusal alanlarda yayımlanabilir. Bu metni çevirmek, bilişim ağı üzerindeki ticari alanlar ile alıntıları da kapsamak üzere basılı olarak ya da başka biçimlerde yayımlamak için yazarına başvurunuz: immanuel.wallerstein@yale.edu; faks: 1-607-777-4315.

Ayda iki kez yayımlanan bu yorumlar, çağdaş dünyanın görünümüne, günübirlik başlıklara göre değil de uzun dönem açısından bakan düşünceler olma amacını taşımaktadır.)

Fernand Braudel Center Homepage