Fernand Braudel Center, Binghamton University

Http://fbc.binghamton.edu/commentr.htm

 

57, 1 Şubat 2001

 DAVOS VE PORTO ALEGRE: DÜNYA FUTBOL ŞAMPİYONASI MI?

 

 

Neo-liberalizmin ve onun küreselleşme hakkındaki tantanalı reklamının altın çağında, zenginlerin ve kudretlilerin her yıl toplandıkarı yer Davos’tu. İsviçre’de bir kayak tatil yeri olan Davos, dünyanın halini tartışmak için yılda bir kez başkanları, başbakanları, ulusaşırı şirketlerin üst düzey yöneticilerini ve bunların yanı sıra kurumsallaşmış düzen aydınlarını ve gazete üstatlarını konuk ediyordu. Davos’a gelenler, eğer herkes sermayenin dünya ölçeğinde serbest hareketinin önündeki bütün engelleri ortadan kaldırırsa, geleceğe dair alametlerin iyi bir hal alacağı konusunda birbirleriyle anlaşıyorlardı. Dünya Ekonomik Forumu olarak adlandırılan bu toplantı, oldukça elverişli sayılabilecek şekilde, sponsorluğunu özel kuruluşların yaptığı, kar getiren bir girişimdi (bu toplantılara katılmak için oldukça yüksek miktarda para ödeniyor). Asıl amacın ise, karşılıklı olarak herkesin kendini tebrik etmesi ve dünya medyası aracılığıyla kapsamlı bir propaganda operasyonu yapmak olduğu görünüyor.

Neo-liberalizm artık birkaç yıl öncesinde olduğu gibi moda ve kendinden emin değil. Bazıları Davos’la aynı anda anti-Davos toplantıları örgütleme fikrine sahip oldular ve başkaları ise Davos toplantılarını engellemeyi düşündüler. Seattle ve Prag’dan sonra, neo-liberalizme karşı dünya ölçeğindeki mücadelede yeni bir dinamizm oluştu ve bu yıl yalnızca İsviçre’de anti-Davos toplantıları yapılmakla kalınmadı; fakat Brezilya’da, Porto Alegre’de dünya çapında bir Dünya Sosyal Forumu düzenlendi. Neden Porto Alegre? Bunun iki iyi nedeni var. Birincisi Porto Alegre kuzeyde değil, güneyde bulunuyor. İkincisi hem Porto Alegre’nin belediye başkanı, hem de bu şehrin içinde bulunduğu eyaletin yöneticisi, Brezilya’nın önde gelen sol partisi PT’den. Bu partinin lideri Lula, yakın bir zaman içinde tekrar Brezilya Başkanlığı için yarışacak ve şansı giderek artıyor.

Böylece bir haftadır bir dünya futbol maçı izliyoruz, öyle ki dünya basını tamamen zıt şekilde birbirleriyle karşı karşıya getirilmiş iki forumu haber yapıyor. Brezilya’daki forumda Asyalı bir entelektüel ve militan olan Walden Belo, “Davos geçmiştir, Porto Alegre ise gelecek” sloganını ortaya attı. Porto Alegre 10.000 katılımcıyı çekti. Bunların çoğunun yol paralarını kendilerinin ya da görece yoksul örgütlenmelerin karşıladığı göz önüne alınırsa, gerçekten olağandışı bir sayı.

İki toplantıdaki atmosferi ve neler söylediklerini karşılaştırmak oldukça ilginç olacak. Son birkaç yıldır neo-liberal politikalar yalnızca soldan değil, sağdan da bazı eleştiriler alıyor. Daha önce önde gelen bazı sağ eğilimli kişiliklerin IMF’nin kendi konumunu abartmasından ve bunun yol açtığı politik rahatsızlıktan tedirgin olduklarına işaret etmiştim. Bizatihi IMF’nin son Başkanı, kendi durumları hakkında aşırı ölçüde iddialı davranmış olabileceklerini belirtmişti*. Bu nedenle, International Herald Tribuneün (IHT) bu yıl şu manşeti kullanması pek de şaşırtıcı değil: “Davos’un Üzerinde Toplumsal Hesap Verebilirlik Hayaleti Dolaşıyor.” Şaşırtıcı olmayan başka bir şey de, Dünya Bankası’nın tam da bu yılki toplantının tarihine denk gelecek şekilde “Güvenlik Ağından Güçlü Bir Başlangıca” başlıklı bir rapor yayınlaması. Dünya Bankası bu raporda, dünyadaki yoksullar için sosyal bir koruma stratejisini savundu.

Bu biraz, güvertesinden denize safra atan hasar görmüş bir gemiye benziyor. Yardımı olabilir, fakat asıl düşünce gemiyi yüzer durumda tutmaktır. Bununla birlikte, toplantıyı örgütleyenler popüler protestolar karşısında hiç risk almıyorlardı. 2000 yılında, toplantılar kızgın göstericiler tarafından önemli ölçüde kesintiye uğratılmıştı. Bu yıl İsviçre polisi, potansiyel göstericilerin Davos’a ulaşmalarını bile engellemeye çalışarak, güç kullanmak için harekete geçti. Bu çaba ancak kısmen başarılı olduğu için, polis konferans merkezini dışarıya karşı tamamen kapatmak amacıyla dikenli tellerden bir duvar ördü. IHT dikenli tellerin yakınında duran makineli tüfekli bir İsviçre polisinin fotoğrafını yayınladı. Ve Guardian muhabiri Davos hakkında şunları söyledi: “Birkaç gündür, seçkin uluslararası iş çevrelerinin organizatörleri tarafından ilan edilen ‘Davos Ruhu’ 1980’lerin Doğu Almanya’sına benzedi.”

Fakat, katılımcılar dünyadaki “bölünmüşlükler”in üstesinden gelme ihtiyacı karşısında saygıyla diz çökerek -Davos’un 2001 yılı için resmi teması “Sürdürülebilir Büyüme ve Bölünmüşlüklerin Ortadan Kaldırılması”dır- aslında zihinlerinde olan şeyi, Amerikan ekonomisini tartışmayı sürdürdüler. Ve bu tema, oldukça farklı bir manşetler dizisine yol açtı. IHT Davos’taki Konu: Bu Avrupa’nın Yılı” başlığını kullandı. The Wall Street Journal Avrupa baskısı ise şu manşetle bunun üstüne çıktı: “Bu Avrupa’nın On Yılı mı Olacak?”

Bu sadece gazetecilerin buluşu da değildi. Cumhuriyetçi Jim Leach (Iowa eyaletinden) “eşitleme”nin anlamından biraz şaşkınlığa düşmüş gibiydi. Alman Finans Bakanı Vekili, Avrupa’nın “kendine güveninden” bahsetti. Ve Avrupa Birliği’nde Finli yeni teknoloji ve girişim komiseri Amerikalıların “bazen dinlemenin iyi olduğunu” keşfettiklerini söylerken, kendi durumundan büyük bir memnuniyet duyuyordu. Önceki yıllarda Amerikalıların (politikacılardan entelektüellere ve gazetecilere kadar), ABD modelini şimdi yapmakta olduklarından nasıl daha hızlı taklit etmeleri gerektiği konusunda Avrupalılara ve Japonlara konferans vermeyi düşündüğü göz önüne alındığında, bu yılki toplantı tam bir tersine dönüştü. Ne olursa olsun, geçen yıl Bill Clinton toplantıya katılmıştı. Bu yıl, George W. Bush toplantıya katılmadığı gibi, yeni kabinesinden de kimseyi göndermedi.

Bu arada Porto Alegre’de temsilciler, “başka bir dünyanın mümkün olduğu” inancı ve beklentisiyle çalışıyorlardı. Evet bazı politikacılar oradaydı -Fransız hükümeti bakanlarını iki toplantı arasında bölüştürdü- fakat katılımcıların büyük kitlesi militanlar ve hareketlerle ilişkili entelektüellerdi. Toplantıları bir karnavalla açtılar ve bu başka dünyanın nasıl inşa edileceğini tartışmaya devam ettiler.

Temsilciler bunu yaparken, bazılarında -ki ünleri buradan geliyordu- doğrudan eyleme geçme isteği uyandı. Brezilya Topraksızlar Hareketi (MTS), son zamanlarda gen değişiminde uzmanlaşan çokuluslu bir şirketin, Monsanto’nun kontrolündeki bir plantasyonda genetik değişime uğratılmış bazı bitkileri yok etmeye karar verdi. MTS, başka şeylerin yanısıra, kendisini genetik değişime uğratılmış besinlerin yayılmasını durdurmaya adamış olan kırsal alandaki halkçı bir hareketin lideri José Bové’nin yardımını aldı. Brezilya polisi José Bové’yi tutuklama ve sınır dışı etme kararı aldı (ne olursa olsun, bir gün içinde Brezilya’yı terk etmesi gerekiyordu). Fakat bir Brezilya mahkemesi hemen polisin yasadışı hareket ettiğine karar verdi. Brezilya polisi açıkça İsviçre polisiyle aynı ulusaşırı dalga boyunda hareket ediyordu.

Davos “geçmiş” mi? Davos toplantıları “geçmiş” olabilir. Yararları giderek azalıyor ve toplantıların düzenlenmesiyle ilgili güçlükler artıyor. Ama tabii ki “Davos ruhu” -yani, dünya kapitalizmi- henüz ruhunu teslim etmek üzere değil. Bununla birlikte Davos katılımcıları, ABD ekonomisindeki ciddi bir potansiyel durgunluğun daha da keskinleştireceği, giderek artan bir ABD-Avrupa gerilimiyle yüzleşmek zorunda kalacaklar.

Porto Alegre “gelecek” mi? Evet, bu hareketler dünya ölçeğinde seferber olma ve ittifaklar yaratma görevini yerine getirmeye başladılar. Ama, eğer Porto Alegre ruhu mücadeleyi kazanacaksa, somut bir stratejiyi ve somut bir programı ete kemiğe büründürmek için bu militanların yapmaları gereken hala çok iş var. Öyle olsa bile, şu anda enerjik bir durumdalar.

1 Şubat 2001

 

(© Immanuel Wallerstein. Bütün hakları saklıdır. Bu yazı, değiştirilmemek, yayın haklarına ilişkin çıkma korunmak koşuluyla bilgisayarlara yüklenebilir, elektronik ortamda iletilebilir ya da başkalarına postalanabilir, bilişim ağı üzerindeki ticari olmayan kamusal alanlarda yayımlanabilir. Bu metni çevirmek, bilişim ağı üzerindeki ticari alanlar ile alıntıları da kapsamak üzere basılı olarak ya da başka biçimlerde yayımlamak için yazarına başvurunuz: immanuel.wallerstein@yale.edu; faks: 1-607-777-4315.

Ayda iki kez yayımlanan bu yorumlar, çağdaş dünyanın görünümüne, günübirlik başlıklara göre değil de uzun dönem açısından bakan düşünceler olma amacını taşımaktadır.)

Fernand Braudel Center Homepage