Fernand Braudel Merkezi, Binghamton üniversitesi

http://fbc.binghamton.edu/commentr.htm

    

79.Yorum, 15 Aralık 2001

 

şahinlerin Dalışı?”

  

şahinlerin günü gelmiş olabilir. Zavallı şahinler. Amerikan başkanları tarafından, (yalnızca Clinton ve Carter gibi aciz demokratlardan değil) çok hayal kırıklığına uğratıldılar. George W. Bush bu yılın başlarında çin’liler kendi toprakları üzerinde uçan bir ABD uçağını düşürme saygısızlığı gösterdiklerinde birlikleri çin’e yollayamadı. Babası George Bush Bağdat’a yürüyememişti. Ronald Reagen Gorbaçov’la Reykavik’de buluştuğunda kraliyet mücevherlerini açıkça kendisi bırakmıştı. Ford’dan hiç bahsetmeyelim. Ve Richard Nixon (ve yardımcısı Herry Kissinger) Mao Zedung ile gerçekten anlaşmıştı, tehlikeli 1972 ABM anlaşmasını imzalamasından bahsetmiyorum bile. Bir Amerikan başkanının yaptığı en son cürretkar şey ABD’nin Japonya’ya atom bombası attığı zamandı. Ve bu Harry (“cehenneme yollayın onları”) Truman tarafından yapıldı.

Fakat Osama bin Ladin şahinlere, Amerikan milliyetçiliğini şahinlerin Amerika dünyada ne isterse yapar (çünkü ABD özgürlük ülkesidir, özgürlüğün tek ülkesidir) programı ardında harekete geçirerek iyilik yaptı. Ve görüldüğü kadarıyla şahinler ya hep ya hiç diyorlar. ABD hükümeti, Başkan Yardımcısı Dick Chenney’in açık uyarılarına göre Irak’da savaşı düşünüyor. ABD hükümeti İsrail/Filistin anlaşmazlığında tüm tarafsız görüntüsünü sona erdirdi. Ve ABD hükümeti kararlarına karşı ciddi bir muhalefet olmadığından emin olmayı deneyerek tüm dünyada açıkça bilekleri büküyor.

Şu an için ABD halkı her yerde neredeyse ABD’nin her maço güç ispatını desteklemeye hazır görünüyor. Amaçlanan şey başarıldı. Amerikan askeri gücü Afganistan’da bir grup çılgın mollanın Kalaşnikov’larını susturdu ve belki de bir grup çılgın, fakat en azından ABD’nin, komutandan oluşan bir güç yerleştirdi. En azından şu an için böyle. Ve, hey dostlar, önemli olan tek şey Pentagon ile ortak davranmaya hazır olup olmamak değil miydi zaten? Şimdi çılgın mollaları devirmiş görünüyorlar. Emin olmak için altı ay sonra gelin.

Daha da başka, ABD halkı bu politikalar hakkında soru yönelten (neredeyse) her ABD vatandaşını hainlikle suçlamaya hazır. Yalandan muhalefetin, yani Kongre’deki Demokratlar, bırakın baba Bush’u bir kenera, Nixon ve Reagan’ın bile başkanlıkları sırasında dokunamadığı bir militarist program hakkında isteksiz olmaları yüzünden hedef gösterilmekten ödleri kopuyor. Ah, ABD’nin tüm gücü elinde bulundurduğu, Johnson ve McNamara’nın o eski güzel günleri. Şahinler bu günlerde çok ciddiler, ahlaki sorunları, entellektüel tereddütleri yok. Böyle oldukları zaman ABD’deki kişisel özgürlükleri ciddi bir şekilde kısıtlayabilir ve vergi verenlerin on milyarlarca dolarını acı çeken zavallı büyük şirketlerin önüne atabilirler. Fakat bunlar dünyanın geri kalanına ABD’nin dediği herşeyin olacağını ve hoşlarına gidip gitmemesinin kendisi için önemli olmadığını göstermesi yanında önemsiz kalıyor.

O zaman ortalarda hala ayık dolaşanlar için gerçekten ne olacağını hesaplamaya çalışalım. ABD yapacak mı? Büyük olasılıkla. Neden? Abartılı saldırganlık genellikle gücün değil zayıflığın işaretidir. Eğer ABD hükümeti herşeyin yolunda gittiğini düşünseydi, Bağdat’ı bombalama ihtiyacı duymazdı. Gücün dünyayı kontrol etmek için en iyi yol olmadığını bilmek için Machiavelli ya da Gramsci okumaya gerek yok. Bu ikinci ya da üçüncü en iyi yol. 76. yorumda (“Süper Güç?”) söylediğim iddiaları yeniden gözden geçirmeyeceğim, ama kısaca ABD’nin bugün inişe geçmiş bir hegemonik güç olduğunu tekrar vurgulayayım.

Bir hegemonik güç inişe geçtiğinde yalnızca iki tane olanaklı seçenek vardır: Gerçeğe akıllıca uyum sağlayıp eski yatırımların hala süren ödüllerini toplamak ya da evi göçertmek. Bizim şahinlerin önerdiği ise evi göçertmek. Şahinlerden bazıları kesinlikle kendilerinin ve arkadaşlarının Armageddon’da sağ kalacaklarına ve az miktarda “önemsiz bir zararla” hala zirvede olacaklarına inanıyor olabilirler. Diğerleri, daha aklıbaşında olanlar, pek önemsemeyebilirler (“Après moi, le dèluge!” ç.n. benden sonra tufan). Ve bazıları da Doktor Strangelove olabilirler: çılgın.

Tehlikeli bir an yaşıyoruz. Şahin olmak kolay değil. Ellerine çok fazla fırsat geçmiyor. Bu o ender anlardan biri. Eğer bunu ellerinden kaçırırlarsa ya da başarısızlığa uğrarlarsa uzun bir süre daha böyle bir şans bulamayabilirler. Bu, tabii ki, eğer şimdi durdurulabilirlerse en kötüsü geçmiş olacak demektir. Bu neye dayanıyor?

Bu yalnızca yıkımın halihazırdaki hedefleri arasında olanların değil fakat güya ABD hükümetiyle aynı kampta bulunan ABD’deki siyasi merkezin, NATO üyesi ülkelerin hükümetlerinin ve sonuçları farkeden askeri liderlerin tehlikenin farkında olma derecelerine dayanıyor. Ve bu, Franklin Roosevelt’in “merkezin solu” dediklerinin akıllılık ve hızla seferberlik derecesine dayanıyor.

Şu geçen üç ay içinde hepsi, kısmen 11 Eylül olaylarına duydukları duygusal tepki yüzünden, kısmen dünyanın Osama bin Ladin’in amaç ve yöntemlerine karşı sempati eksikliğinden ve son zamanlarda da kısmen Taliban’ın hızla eriyor görünmesinden dolayı suskundular. İşte şahinlerin hesaba kattığı şey bu. Eğer şahinlerin günü geldiyse, zaman onları etkin eylemlilikle karşılama zamanıdır.

 

Immanuel Wallerstein

 

(© Immanuel Wallerstein. Bütün hakları saklıdır. Bu yazı, değiştirilmemek, yayın haklarına ilişkin çıkma korunmak koşuluyla bilgisayarlara yüklenebilir, elektronik ortamda iletilebilir ya da başkalarına postalanabilir, bilişim ağı üzerindeki ticari olmayan kamusal alanlarda yayımlanabilir. Bu metni çevirmek, bilişim ağı üzerindeki ticari alanlar ile alıntıları da kapsamak üzere basılı olarak ya da başka biçimlerde yayımlamak için yazarına başvurunuz: iwaller@binghamton.edu; faks: 1-607-777-4315.

 Ayda iki kez yayımlanan bu yorumlar, çağdaş dünyanın görünümüne, günübirlik başlıklara göre değil de uzun dönem açısından bakan düşünceler olma amacını taşımaktadır.)

 

Fernand Braudel Center Homepage